Nereden Çıktı Bu Tur?Hikaye tanıdık, karakterler farklı.

Coşku ve Ülgen

Coşku ve Ülgen

Ülgen ile Coşku, 32 yıldır İstanbul’da monoton bir hayat yaşayan, bunu da bisiklet turu yapmaya başlayınca fark eden iki lise arkadaşı. Hikaye, Ülgen ve İbo’nun 23 Nisan 2010’da bir günlük tatili fırsat bilip dolaşmak için bisiklet kiralamaya gitmeleri ve yanlışlıkla satın almalarıyla başlıyor. İznik Gölü’ne yapılan başarısız bir tur sonucunda İbo’nun bisikletten soğuması ve üstüne hem Ülgen’in hem İbo’nun bisikletlerinin çalınması, her ne kadar Ülgen’i hayattan bezdirdiyse de onu bisikletten koparmaya yetmedi. Macerasına bir süre yalnız devam eden kahramanımız, geçen seneler boyunca başka arkadaşlarını bisiklet ile zehirlemeye çalıştı. Bu süre zarfında kendini tek kişilik sahil gezileri, bisikletle köprü geçmeli turlar ve bisiklet eylemleri ile oyalayan Ülgen, sene 2015’e geldiğinde bisiklet zehrini şu anki tur arkadaşı Coşku’ya aşılamayı başardı.

Coşku ise o zamana kadar içindeki koca boşluk ile oradan oraya sürüklenen, “bir eksiklik, bir terslik var ama ne?” diye düşünüp duran bir arkadaşımız. Bisiklete her zaman sıcak bakıyordu ama bisikletin hayatında geleceği noktadan habersizdi. Şehirde bisiklete binmenin tehlikesinden dolayı kısıtlanan rotalar, bisiklet sürmeyi tekdüze ve keyifsiz bir hale getirmişti. Bu durum onları şehirden uzak yeni mecralar aramaya mecbur bıraktı.

2015 yazında 5 günlük Gökova Bisiklet Turu’na birkaç arkadaşıyla beraber katılan bisiklet sevdalıları, ilk gerçek kısa tur deneyimlerini yaşadılar. Bu turdan sonra özgürlük kelimesinin anlamını gerçekten kavrayan maceraperestlerin kafalarında, kendi turlarını bir organizasyona bağlı olmadan yapma fikri oluştu. O yazı birçok kısa tur yaparak geçiren bisikletçilerin doğa, huzur, sükunet ve özgürlüğe olan bağımlılığı iyice arttı. Kendilerine olan güvenleri de yerine gelen genç kaşiflerin artık aklında tek bir düşünce vardı; bisiklet ile dünya turu yapmak…

Pedal dostlarının aklındaki düşünce şehir hayatına dönmemek üzere yola çıkmaktı. Ama kafalarında halen cevap bekleyen sorular vardı. Amaç belliydi fakat yaşam biçimlerini tamamen değiştirmek için kendilerine bir yol haritası çizmeleri gerekiyordu. Madem alternatif bir yaşam istiyorlardı, sadece gezip görmek yetmeyecekti, bununla beraber şehir dışındaki hayat ile ilgili edinebildikleri bütün tecrübeye ihtiyaçları vardı. Genç pedallar işte tam bu noktada ekoloji ve permakültür ile tanıştılar. Bu kavramların ilk adresleri olan Buğday Derneği ve TaTuTa sayesinde Türkiye’deki ekolojik çiftlikleri incelemeye başladılar. Gönüllülük sistemi üzerine kurulu olan bu çiftlikler bisiklet gezginlerimiz için biçilmiş kaftan idi. Ve böylece dünyanın geri kalanına doğru yola çıkmadan önce ekolojik çiftlikler turu yapmaya karar verdiler. Pedalşörlerimizin devam eden maceralarını buradan takip edebilirsiniz.