İstanbul’a Veda

7 Nisan 2016 sabahı 5:19’da başladık güne. Bir heyecan bir heyecan. Saat 7’de Yenikapı’da olmamız lazım. Aslında Volkan da bizimle tura gelecekti fakat para tatlı geldi. Gelir. Dedi e hadi bari Yenikapı’ya kadar geleyim. Geldi. Gözünde bir damla yaş ile bizi uğurladı Bandırma’ya doğru.  9:30’da feribottan inip yolumuza koyulduk. Marmariç Yerleşimi’ne doğru 332 km’lik yol bizi bekliyordu.

Karayolunda bisiklete binmeyi sevmesek de randevumuza zamanında yetişmek için en hızlı yol buydu. Turun ilk günleri yüklü bisiklet ile kendimizi zorlamak istemediğimizden ara yolları şimdilik es geçtik. Manyas Kuş Cenneti’nde bir kahve molası verip kendi çapımızda kuş gözlemciliği yaptık.

Manyas Gölü

Manyas Gölü

Turun ilk günü kamp yeri bakınırken akşam için ekmek, ertesi sabah için de yumurta alacak yer arıyorduk. Sorduğumuz Susurluk yerlisi bir abimiz, “Köyde bu saatte ekmek bulamazsınız.” deyip ekmeği hediye etti, yumurtayı da ilerden falanca kişiden alın dedi. Falanca kişi de yumurtadan para almadı. Bisiklet turculuğunun doğasında varmış ki tur boyunca bu böyle devam etti. Devam eden bir diğer şey ise Gebze – Orhangazi – İzmir Otoyolu inşaatı idi. Karşıdan esen şiddetli rüzgar yol yapımı ile birleşince ortaya tatsız bir bisiklet deneyimi çıktı. Biz de Balıkesir’den sonra karayolundan kaçmaya karar verdik ve Soma yoluna girdik. Girdik ama olmadı. Kaçamadık. Yol inşaatı ara yollarda da peşimizi bırakmadı.

Her akşam hava kararmaya yakın kamp alanı bulma telaşına kapıldık. Ama şansımız yaver gitti ve her seferinde çok güzel yerler bulmayı başardık. Ya da o yorgunlukla bize öyle geldi. Manisa’ya vardığımızda güzel bir duş alabilmek ve cihazları şarj edebilmek için bir eve misafir olalım dedik. “couchRail” Facebook grubundan yaptığımız çağrıya cevap veren Deniz Fışkın’ın evinde çay ve duş molası verdik. Kendisine sonsuz teşekkür. Yola çıkmak için saat artık çok geçti ve şarj işini tam halledememiştik, dolayısıyla geceyi Manisa’da geçirmeye karar verdik. O gün şehirden ayrılmak zorunda olan Deniz bizi İbrahim Yalçın ile tanıştırdı.  İş yerinde ziyaret ettiğimiz İbo, sağolsun, bize evinin anahtarını verdi. Böyle de güzel bir insan. İş çıkışı bize katılınca sohbet muhabbet gırla gitti.

İlk kamp ateşimizi Marmariç’den önceki son kampımızda yaktık. Burası aynı zamanda şu ana kadar bulduğumuz en iyi kamp yeriydi. Her kampçının rüyası; derenin ufak şelalelerle oluşturduğu gölet, tezgah gibi dev bir kaya, uçurum kenarındaki doğal düzlükte çadır alanı…